APARTMANDA GÜRÜLTÜ VE GÜRÜLTÜNÜN YAPTIRIMI
Apartman sakinlerinin birbirlerine saygı duymaları ve sükûnet içinde yaşayabilmeleri toplu yaşamın vazgeçilmez şartlarından biridir. Toplu halde yaşama, toplu konutlarda ikamet etme, günümüzde nüfusun artmasıyla adeta bir zorunluluk oluşturmaktadır. Ancak bu yapılarda yaşamak için birtakım kurallara uymak gereklidir. Bunların başında da huzur ve sükuneti bozmama kuralı gelmektedir.
Yasal mevzuata da değinmek gerekirse; TMK’da “Herkes taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetlerini sürdürürken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır.” denilmektedir. Aynı şekilde “huzur ve sükun bozma” fiili TCK’da “suç” olarak düzenlenmiştir. Madde metninde “Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.” denilerek yaptırım öngörülmüştür.
Her apartman ve site yönetimi, kendi gürültü yönergelerini oluşturabilir. Bunun önünde engel bulunmamaktadır. Apartman gürültü yönergeleri yönetimler tarafından oluşturulurken, Kat Mülkiyeti Kanunu da göz önünde bulundurulmalıdır. Kat Mülkiyeti Kanununun 18. maddesine göre “Kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin hakkını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak yükümlüdürler.” Bu madde anlamı itibariyle apartmanlarda kat malikleri ya da kiracılar arasındaki komşuluk ilişkilerini düzenleyerek birlikte yaşamayı kolaylaştırmayı hedeflemektedir.
Binada gürültü ve sükuneti bozma olarak kabul edilebilecek bazı fiiler; apartman kapısının ve daire kapılarının şiddetli açma kapama sesleri, yüksek sesle müzik dinlemek, televizyon izlemek, geç saatlerde çalıştırılan elektrikli süpürge, çamaşır, bulaşık ve kurutma makineleri, yürüyüş koşu bandı gibi ev içi spor aletleri, evde topuklu ayakkabı ya da terlikle gezilmesi, evcil hayvanların sesleri, küçük çocukların ağlaması, koşuşturması, uygunsuz saatlerde gerçekleştirilen tadilat, banyo sifon sesi, mobilyaların yerini değiştirme, alkol ve uyarıcı madde kullanan apartman sakinlerinin bilinçsiz çıkardığı sesler örnek gösterilebilir. Bunların bir kısmı bina sakininin kendisi tarafından sorun olarak görülmeyebilir ancak diğer bina sakinlerinin o an içinde bulundukları durum ve ruh haline göre hoş karşılanması da zorunlu değildir. Bu durumda komşuluk ilişkileri göz önünde bulundurularak iyi niyetle yaklaşmak gerekir.
Bununla birlikte bilinçli olarak uygun olmayan saatlerde gürültü yapacak davranışlarda ısrarcı olmak şikayetleri de beraberinde getirir. Şikayet üzerine gelen polis ya da zabıta kuvvetlerinin gürültüyü tespit etmesi yeterlidir. İdari para cezası uygulanması da gündeme gelebilir ancak hukuk dışı davranışa son verilmediği taktirde olayın yargı mercilerine intikal etmesi kaçınılmaz olacaktır.
“Türk Medeni Kanununun 737. ve takip eden maddeleri uyarınca, komşuluk hukukunun ihlal edildiğinin kabul edilebilmesi zarar koşuluna bağlıdır. Bir kimsenin kendi mülkiyet alanında yaptığı yapının yada tasarrufunun komşu taşınmaz malikine bir zarar verdiği kanıtlanmadığı taktirde, bu halin çekişme olarak nitelendirilmesi ve giderilmesi düşünülemez. İmara aykırılık ise idare ve idari yargıyı ilgilendirir. Komşu parsel yönünde pencere açılmış olması başlı başına komşuluk hukukuna aykırılık teşkil etmez. Bu hususta ileri sürülebilecek mahremiyet iddiasının da geçerli bir giderim nedeni olarak kabul edilmesine olanak yoktur.” Hukuk Genel Kurulu 2006/1-551 E., 2006/597 K.
“Somut olayda; davacılar vekili dava dilekçesinde açıkca davalının taşınmazına yapmış olduğu duvar nedeniyle kendilerine ait kahvehane ve bakkal dükkanının pencerelerinin ve girişlerinin kapatıldığını hava ve ışık alamadıklarını, müşterilerinin girişinin engellendiğini ileri sürmek suretiyle eldeki davayı açmışlardır. Davaya konu duvarın yapılması nedeniyle davacının güneş ışığı alıp almadığı, müşterilerinin kahvehaneye girişinin engellenip engellenmediği araştırılmamıştır. Salt imara aykırılık komşuluk hukukuna aykırılık teşkil etmez. Yukarıda değinilen ilkelere göre inceleme ve araştırma yapılmalı, tarafların tanıkları dinlenmeli, komşuluk hukukuna aykırılık teşkil edip etmediğinin açıklığa kavuşturulmalı, komşuluk hukukuna aykırılık var ise nasıl, ne şekilde giderileceği alınması gereken önlemlerin nelerden ibaret olacağı belirlenmeli, ondan sonra işin esasına yönelik bir hüküm kurulması gerekirken, noksan inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” 14. Hukuk Dairesi 2015/12896 E. 2018/3291 K.