Ergenlik dönemi
ERGENLİK DÖNEMİ
Ergenlik insanlarda meydana gelen, çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemidir. Ergenlik, cinsiyet karakterinin kazanıldığı, bireyin yetişkin rolüne psikolojik ve bedensel olarak hazırlandığı dönemdir.
10-21 yaşları arasını kapsayan bu erişkinliğe geçiş döneminde psikolojik, sosyal, fiziksel birçok gelişmeler yaşanır. Erişkinliğin temellerinin atıldığı yeni kabiliyetlerin geliştirildiği bireyin bağımsızlığını kazandığı zorlu, stresli bir süreç başlar.
Ergenlik dönemi üçe ayrılır:
Erken ergenlik (10-14 yaş)
Orta ergenlik (15-18 yaş)
Geç ergenlik (18 yaş üstü)
Bu dönemde fiziksel yönden hızlı bir büyüme ve gelişme, cinsel olgunlaşma, olgun düşünme ve planlamanın gelişmesi kimlik gelişimi ve bilişsel gelişim kazanılır.
Ergenlikte Fiziksel Gelişim: Boy ve ağırlığın hızlı artışı gerçekleşir. Kızlar erkeklere kıyasla iki yıl daha önce ergenlik dönemine girerler. Bu nedenle bir dönem kızlar erkeklerden önce gelişmiş gözükebilir.
Ergenin vücudu yetişkin bir bireyin vücudunun formunu almaya başlar. Kızlarda âdet döngüsü başlar. Erkeklerde ses çatallaşmaya başlayarak erkeğe özgü biçimde kalınlaşır; bu dönemde vücutta kullanma meydana gelir, sivilceler ve siyah noktalar oluşur. Ergen bu dönemde yeni bedenini kabullenmeyebilir.
Ergenlikte Psikolojik ve Sosyal Süreç:
Ergenlik dönemine giren bireylerin bazıları çocukluk dönemi alışkanlıklarını bırakma zorunluluğu, yeni bir bedene alışma gibi sebeplerden dolayı ergenlikten korkabilir veya kaçmak isteyebilir. Ergen bireylerin bilinç ve sorumluluk düzeyi ve beraberinde hayata bakış açıları büyük değişimler gösterir. Bunu istikrarsızca değişen duygu ve düşüncelerin takip etmesi bu yüzdendir. Bunun yanı sıra ergenler, yaşanan olayları, duyguları ve düşünceleri anlayabilme ve hissedebilme kabiliyeti ile bunları daha açık bir şekilde ifade etme kabiliyeti artar; doğru-yanlış ve iyi-kötü benzeri zıtlıkları ve sınıflandırmaları daha iyi anlayabilme yetenekleri gelişir.
Ergenler, bu süreçte hayatı sorgulamak, yeni bir şeyler denemek isteyebilir. Ergenler bazen gerçekten büyük karışıklık ve kararsızlıklar içinde kalabilir ve buna bir son vermek isteyebilir. Bu nedenle zaman zaman odalarında yalnız kalmayı ve bir yere kapanmayı arzulamaları, ani öfke patlayışları yaşamaları, zihinsel anlamda aşırı bitkin ve isteksiz olmaları, ergenlikte yaşadıkları değişimlerden veya başka sebeplerden dolayı her şey ve herkesten çekinme/kaçınma ihtiyacı duymaları normaldir. Bunun yanı sıra, ergenin kişisel çöküşünün sebebi öz güven problemiyle, karşı cinsle, okul ve aile hayatıyla ilgili başka sorunlar da olabilmektedir. Fakat ergenin yaşadığı bu zihinsel çöküşün ileri seviyesini oluşturan depresyon; ergeni madde kullanımına, zorbalığa maruz kalmasına veya kalınmış gibi hissetmesine, yemek bozukluklarına, kendisini, tanıdıklarını ve hayatı ciddi anlamda yargılamasına, anksiyete gibi ciddi duygusal çöküşlere ve depresyonun son raddesi olan intihar girişimine sürükleyebilmektedir. Böyle durumlarda ise söz konusu aile ve tanıdık insan kitlesi, ergene fazla baskı uygulamadan, doğru bir şekilde yardım etmelidir.
Bu durum karşısında ergenin ebeveynlerinin, akrabalarının ve diğer tanıdık kişilerin bunu kabullenmesi sorgulayıcı ve baskılayıcı yaklaşımlarda bulunmaması; tam tersine ergenin aile fertleri ve tanıdık insanlar kitlesi tarafından desteklenmesi ve bu insanların ergen bireyin yaşadıkları konusunda duyarlı, dikkatli ve hassas davranması ergenin ruh sağlığını olumlu yönde etkiler.